KUTLAMALARIN SICAKLIĞI

Kutlamanın niteliği; zaman, yaşam evresi, kiminle kutlandığı gibi birçok etkene göre farklılaşır. Örneğin doğum günü kutlaması çocuklar için farklı bir anlam, yaşlılar için farklı bir anlam taşır. Bir çocuğun doğum günü onun için; coşku, neşe, pasta ve hediyelerin yanında sevildiğinin, benimsendiğinin ve sahiplenildiğinin gösterildiği andır. Çocuğun aileye gelişinin kutlanması; yeni başlangıçların umut, neşe ve güzelliklerle geleceğine dair inancı güçlendirir. Hep birlikte yapılan bir kutlama ile paylaşılan coşku, aidiyet ve kimlik duygusunu güçlendirir.
KUTLAMALARLA ORTAYA ÇIKAN GEÇMİŞ ANLAYIŞI
Çocuklar, geçmişi erişkinler kadar düşünmezler. Çocuklar için o an ne olduğu daha önemlidir. Ama erişkinler için o anın yanında geçmiş ve gelecek de düşünülmeye başlar. Yıllar geçtikçe düşünüleceklerin miktarı artar. Geçmişini anımsayabilen bir erişkin, çocuğu için neleri anne-babasından farklı, neleri onlar gibi yapabileceğini belirleyebilir.
Doğum günü gibi kutlamaların döngüselliği, her yıl yinelenmesi kişiye geçmişini düşünme fırsatı verir. “Geçen yıl şöyleydi. 3 sene önce şuradaydım. 10 sene önce şununla birlikte kutlamıştım.” gibi yorumlamalar yapılır. Bu yorumlamalar, insanın kendini ve ilişkilerini anlayıp tanımasında çok yararlıdır.
KUTLAYAMAMA
Geçmişi anımsamanın ve kendini düşünmenin içinde duygular yer alır. Bazen bu duygular hüzün, öfke, suçluluk gibi istenmeyen ya da ağır gelen ögeler taşırlar. Böyle olunca geçmişi, geçen yılı hiç düşünmemek yeğlenebilir. Hatta hiç kutlama yapmamak daha az rahatsız edici gelebilir. Bazen de tüm acılara inat müthiş bir coşkuyla kutlamak mümkünse hiçbir şey düşünmemek amaçlanabilir. Böyle durumlar, “birlikte” bir kutlama yapmayı ve ardından bu kutlamayı güzel bir anıya dönüştürmeyi zorlaştırır.
KUTLAMA VE KİMLİK OLUŞUMU
Kutlamalar bireyler kadar toplumlar için de önemlidir. Ulusal kimliğin belirleyicisi ve ulusal tarihin yapı taşlarıdırlar. Ne yazık ki son yıllarda milli bayramlarımızı birlikte kutlayamıyoruz. Devlet ve millet arasında bir ayrışma yaşanıyor. Cumhuriyeti savunanlar ve Atatürk’ü sevenler coşkuyla kutlarken bazıları bu coşkuyu yaşayamaz oldu. Ulusal birlikteliğin bozulması, aynen aile bütünlüğünün bozulması gibi ulusal kimliğimizi ve bütünlüğümüzü zedelemektedir.
Oysa milli bayramlar ata yadigarıdır. Milli bir geleneği temsil ederler ki milletimizin hem geçmişle bağını kurar hem geleceğe güvenle bakmasını sağlarlar. Cumhuriyet Bayramı devletle, 23 Nisan çocuklarla, 19 Mayıs gençlerle, 30 Ağustos askerle milleti kaynaştırır. Kimlik duygusu, bu bayramların coşkuyla ve hep birlikte kutlanması ile güçlenir. Bu bayramlar, kimlik çatımızı ayakta tutan direklerdir. Liderlerin kişisel çıkarları ve kişisel kavgaları ulusun güvenliğinin, geleneğinin ve geleceğinin önüne geçerse bundan yine ulus zarar görür.
İnsanlar ve uluslar geriye dönüp baktıklarında kutlamalar, özel anlar olarak geçmişin karanlığında coşkuyla parıldar. Geçmişten gelen meşaleleri söndürenler geleceklerini nasıl aydınlatabilirler?