• ÖNCE ÇOCUKLARIMIZ

  • ÖNCE KADINLARIMIZ

  • ÖNCE AİLELERİMİZ

  • ÖNCE GENÇLERİMİZ

  • ÖNCE YAŞLILARIMIZ

BELİRSİZLİK VE SIKINTILAR

BELİRSİZLİK VE SIKINTILAR

Belirsizlik, huzursuzluklar ve ruhsal sorunlar yaratabilecek bir durumdur. İster çocuk ister yetişkin olsun her insan, yaşamında güven hissedebileceği bir belirlilik içinde yaşamak ister. Belirlilik; yer, zaman ve ilişkiler yoluyla elde edilir. İnsan belirli bir aile içinde doğmak ve büyümek hakkına sahiptir. Toplumsal kurallar ve gelenekler bu belirliliği sağlama, koruma ve sürdürme adına düzenlenirler. Yaşamda bir düzen olması belirlilik hissini verir. Eğer bebek düzenli bir aile kurumu içinde doğar ve annenin bakımı, babanın koruması ile bir düzen içinde yaşadığını hissedebilirse temel güven duygusu geliştirir. Temel güven duygusu iyilik, bakım ve korunma ihtiyaçlarının sağlanacağına dair bir süreklilik inancına dayanır.

Çocuğun temel ihtiyaçları bir düzen içinde sağlanabilirse çocuk ailesine güven duyar, sevildiğini hisseder. Temel ihtiyaçlardan olan yemek, uyku ve temizlik bir düzen içinde sürer. Hepsinin zamanı ve yeri vardır. Sabah, öğle ve akşam yemeği, uyanma ve uyuma saati, yıkanma zamanı gibi. Anneler, genellikle çocuklarına duydukları sevginin ve önemsemenin bir işareti olarak bu konularda genellikle hassas davranılar. Bebekler ve çocuklar da içgüdüsel olarak bu ihtiyaçlarını hissederler ve doyurmanın yollarını ararlar.

Anne-babaların bu konulardaki aşırı ihmalleri ya da aşırı hassasiyetle birlikte zorlamaları çocukların içsel dengesini bozabilir. Bu dengenin bozulması çocuğun iç dünyasında bir karışıklığa ve belirsizliğe neden olur. Bu nedenle anne-babanın çocuğun ihtiyaçlarını fark etmesi, çocuğun ihtiyaçlarını dile getirmesine izin verebilmesi ve çocuğun dile getirdiği ihtiyaçları duyabilmesi gerekir. Eğer bu konulardaki aksaklıklar yineleyici ve uzun süreli olursa çocuk bir belirsizlik içinde kalır.

Dağılan ailelerde yaşamları düzensizleşen ya da ebeveyn kaybı yaşadığı için düzenleri bozulan çocuklar da böyle bir belirsizlik yaşarlar. Bu çocuklar “Ben kimin yanında yaşayacağım?” ya da “Bana kim bakacak?” gibi sorular sormaya başlarlar. Kaybın getirdiği düzensizliği anlama ve buna uyum sağlama sorunu yaşamı belirlemeye başlar. Sık sık taşınan ailelerde, okul değiştiren çocuklarda “Ben kiminle arkadaş olacağım?” sorusu öne çıkar. Böyle çocuklar her seferinde yeni bir çevreye girmenin, bu çevre ile bağlantı kurmanın derdini taşırlar. Kalıcı ve sürekli bir arkadaş çevresi olamaması böyle çocukların kalıcı ilişkiler kurmasını zorlaştırabilir.

Benzer bir belirsizlik anne-babanın ya da diğer önemli kişilerin tepkilerinin tahmin edilememesi ile de yaşanır. Çocuk sevileceğini beklediği yerde kızgınlık, korunacağını beklediği yerde suçlanma, ödüllendirileceğini beklediği yerde ceza ile karşılaşırsa iç dünyasında belirsizlik ve karmaşa yaşar. Bu belirsizlik çocukta kaygı, korku ya da hayal kırıklığı yaratabilir. Çünkü çocuklar çevrelerine bağımlıdırlar. Çevrelerindeki belirsizlikler bu bağımlılık yüzünden onlarda yoğun duygular yaşatır.