• ÖNCE ÇOCUKLARIMIZ

  • ÖNCE KADINLARIMIZ

  • ÖNCE AİLELERİMİZ

  • ÖNCE GENÇLERİMİZ

  • ÖNCE YAŞLILARIMIZ

ÇOCUKLUKLARINDA BABASI ÖLEN ERİŞKİNLER

ÇOCUKLUKLARINDA BABASI ÖLEN ERİŞKİNLER

Aile bütünlüğünün bozulması çocuk için anlaşılması zor bir süreci başlatır. Aile yapısı değişince ortaya çıkan ilişkiler çocuğa yeniden şekil verir. Bu süreçlerin en etkileyici olanlarından birisi ebeveyn kaybıdır. Bu yazıda özellikle babanın ölümünden sonra çocukta ortaya çıkan değişimlerin yetişkinliğe nasıl yansıdığını bulacaksınız.

ANNE İLE KAYNAŞMA

Babanın önemli rollerinden biri çocuğun annesi ile ilişkisini düzenlemesi, bu ilişkideki yükleri azaltması, anne-çocuk arasındaki ruhsal mesafeyi ayarlamasıdır. Babanın çocuğu anneden ayırması sayesinde çocuk annenin şefkatinde boğulmaktan kurtulur. Eğer bir insan çocukken babasını kaybeder ise annesi ile çok yakın bir bağ kurma ve annesinden ayrışamama ihtimali vardır. Böyle bir ayrışamama hali eğer annenin akrabaları ve sosyal çevresi kısıtlı ise daha yoğun yaşanır. Çocuklar ve anne geçim sıkıntısı yaşamışlar ise birbirlerine daha çok bağlanabilirler.

Babasını kaybetmiş çocuklar üniversiteye giderken annelerinden ayrılmakta zorluk yaşayabilirler. Üniversite okumak için başka bir şehre gitmek ve gençliğin heyecanını yaşamak onlara, annelerine karşı ihanet ediyormuş izlenimi verebilir.

ANNEDEN AYRILIP EŞ İLE BİRLİKTE OLAMAMA

Bu çocuklar evlenme çağına geldiklerinde eğer evlenme aileden ilk ayrılık olarak yaşanıyorsa evlenmekte zorluk yaşayabilirler. Daha sonraki dönemde eşleri ile anneleri arasında sorunlar olabilir. Annelerinden ayrışmada zorluk yaşarlarsa eşleri ile sağlıklı bir ilişki yürütemezler. Eğer anne de çocuğuna karşı güçlü bir bağlılık hissediyorsa sık sık çocuğu ile eşi arasına girerek ilişkilerinin dengesini bozabilir.

BABA KAYBININ ÇOCUĞA AÇIKLANMASI

Çocukluk yaşlarında baba kaybının diğer yönü babanın yokluğunun yaşanmasıdır. Bu yokluğun nasıl karşılandığında baba ile kurulmuş ilişkinin doğası önemlidir. Bir diğer etken babanın ölüm biçimidir. Eğer bir hastalık ile kaybedilmiş ise bu durum aileye ve çocuğa bir hazırlanma ve vedalaşma şansı verebilir. Ani kayıplar her zaman en zor kabullenilenlerdir.

BABA KAYBININ ANIMSANMASI

Ölüm, kayıp ve sonrasında yaşanabilecekler çocuğa, yaşına uygun bir dilde anlatılmalıdır. Ama bu sıklıkla atlanan, önemsenmeyen ya da geçiştirilen bir konuşmadır. “Nasıl olsa küçük.”, “Unutur, oyununa dalar.” gibi yaklaşımlarla birlikte çocukla konuşulmaz ise çocuk ölüm anını ve sonrasında yaşananları o halleriyle depolar, saklar. Yıllar sonra, örneğin babasını 9 yaşında iken kaybetti ise, çocuğu 9 yaşına yaklaştığında bir hüzün yaşamaya başlar. Babasını kaybettiği yılları zihnindeki depodan çıkartır ve yas tutmaya başlayabilir.

BABA KAYBININ KONUŞULAMAMASI

Çocuklar için ölüm ve yas anlaşılamayan konular arasındadır. Çocuğun yaşı ne kadar küçük ise ölümü anlaması o kadar imkansızlaşır. Bu nedenlerle çocuklukta baba kaybı yaşamış yetişkinler o zamanki anlaşılmaz durumu dile dökmekte, anlatmakta çok zorlanırlar. Konuşulması zor olduğu için duygusal tepkiler yoğun yaşanır. Depresyona girme riskleri yüksektir. Uzun süreli depresyonlar ya da tekrarlayan depresyon atakları yaşayabilirler.

Bir diğer güçlük de çocuğun kayba karşı geliştirdiği uyum tepkilerinin zamanla karakterinin bir parçası haline gelmesidir. Bu yüzden babalarını kaybedenler erişkin olduklarında, yaşamlarını güçleştiren yas tepkilerini fark etmekte zorlanırlar. Fark ettiklerinde değişme süreçleri uzun zaman alır, duygusal açıdan yoğun bir terapi sürecine ihtiyaç duyabilirler.

 

Babadan Oğula

Eve dönmez bir akşam; 
Ve gün yüzlü çocuğu, 
Sorar: Nerede babam?

Bakarlar, oldu, bitti; 
Gelir, derler çocuğa, 
Baban attaya gitti.

Uzar gider bu atta; 
Ve neler neler olmaz
Ve kimbilir ve hatta;

Bir mahşer gerisinde; 
Babası döner bir gün, 
Oğlunun derisinde...

Necip Fazıl Kısakürek