• ÖNCE ÇOCUKLARIMIZ

  • ÖNCE KADINLARIMIZ

  • ÖNCE AİLELERİMİZ

  • ÖNCE GENÇLERİMİZ

  • ÖNCE YAŞLILARIMIZ

SIKINTILARA KARŞI GÜÇLENMEDE DENEYİMLEMENİN DEĞERİ

SIKINTILARA KARŞI GÜÇLENMEDE DENEYİMLEMENİN DEĞERİ

ÇOK BOYUTLU DENEYİMLEME

İnsanın sıkıntılara karşı güçlenmesinde deneyimlemenin önemli bir yeri vardır. Günümüzde, teknolojinin gelişmesi ile gerçek deneyimlerin yerini sanal deneyimler almaktadır. Sanal deneyimler, bilgisayar, internet ve televizyon aracılığı ile bir bilgi edinimi sağlamaktadır. Ama bu bilgi edinimi yaşamsal bir deneyimin yerini tutmaz. İnsanlar bazı durumları gözlemleyerek öğrenseler de bu öğrenim kişisel deneyim gibi kalıcı ve güven verici, tecrübeye dönüşücü bir gelişime neden olmamaktadır. Kişi televizyonda seyrettikleriyle bazı ilişki biçimlerini öğrenebilir. Bu durum bir fen deneyini yaparak öğrenmek yerine deneyi okumak gibidir. Okuyarak ve deneyi yaparak öğrenebilirsiniz ama okumak deneyimlemenin yerini tutmayacaktır. Bir tarih kitabını okuyarak Bursa’nın tarihini öğrenebilirsiniz. Ama bu öğrenim Bursa’nın tarihi yerlerine gitmezseniz tek boyutlu kalacak sizde derin bir izlenim bırakmayacaktır. Bir deneyi yaparak fen ya da tarihi yerleri gezerek tarihi öğrenmek daha sıkıntılı ve zordur. Diğer yandan sıkıntı ve zorluk beraberinde kalıcı bir bilgi ve kültür getirmekte, çok boyutlu kişisel bir deneyime dönüşmektedir. Bir deneyim ne kadar çok duyu aracılığıyla algılanıyorsa zihinsel tasarımı o kadar güçlü olur.

RAHATIN ZARARI

Sıkıntı ve zorluklar yerine rahat olmak tercih edilebilir. Ne yazık ki rahatlık ve konfor derinleşmeyi engeller. Merak ve ilginin körleşmesine neden olur.  Sıkıntı ve zorluklar deneyimin içinde insanın kendisini tanımasını ve farklı deneyimlere yönelmesini sağlar. Rahatlık ve konforu tercih ederek sıkıntıdan kaçınanlar bir süre sonra ne yapacağını bilememeye ve sıkılmaya başlarlar. Ne yapacağını bilemeyerek sıkılma sıkıntının farklı bir türüdür. Deneyimden ve ilişkilerden kaçınan kişiler bir süre sonra ne istediklerini ve ne istemediklerini, neyi sevdiklerini ve neyi sevmediklerini bilememeye başlarlar. Bu ayrı bir sıkıntı kaynağıdır. Beraberinde durgunluk ve yaşamdan zevk alamamayı getirebilir.

İÇE KAPANMA VE DIŞARIDAN KAÇINMA

Bu durumları sosyal kaygılar yaşayanlarda ya da internet bağımlılığı olanlarda sık gözlemlemekteyiz. İlişkiye girmekten kaçınan ve evde vakit geçirmeyi yeğleyenler bir süre sonra ilişki ihtimali karşısında yoğun sıkıntı duymaya başlarlar. Ergenliğini bilgisayar oyunları ve internet aleminde geçirenler üniversiteye başladıklarında yaşamda sıkıntılarla karşılaşabilirler. Dış dünyadaki yaşamla ilgili yetilerini zamanında geliştiremedikleri için bir anda sudan çıkmış balık gibi olurlar. Bu sıkıntı ileri düzeyde ise ve kişi sıkıntı yaşadığı durumların üzerine gidemeyecek kadar zorluk yaşıyorsa kaçınma davranışı iyice kalıcılaşır. Böyle kalıcılaşmadan önce sosyal yaşamda, spor gibi etkinliklerle çocukların ve ergenlerin kendilerini geliştirmelerine olanak verilmelidir.

ANLATMA

Deneyimleme açısından son aşama deneyimin paylaşılması ve anlatılmasıdır. Böylelikle deneyim sosyal bir etkileşime dönüşür. Kişi yaşadıklarını anlatırken tecrübeleri yeni  yaratımlara ve kendini tanımaya olanak verir. Yaşananların anlatılması deneyimin yeni bir işlemleme süzgeçinden geçirilmesidir. Kişi deneyimlerini anlatırken kendi kişisel tarihini yeniden oluşturur.